Geçmişten Günümüze Altın

Geçmişten Günümüze Altın

Tüm kıymetli madenler gibi altın da tarihin akışında gücün, hükümdarlığın ve zenginliğin simgesi olmuştur. Kral ve padişahların tahtlarını ve taçlarını süslemiş, değerini yükselterek bugünlere kadar ulaşmıştır.

İlk olarak toprak yüzeyinde bulunduğu düşünülen  altından yapılmış obje ve mücevherler M.Ö 3000 yıllarında Güney Irak’ta bulunmuştur. M.Ö 2000 yıllarında da Peru’da, ilk altının takı, süs ve ziynet eşyaları bulunmuştur.

Aztek ve İnka medeniyetlerinin çok değerli gördükleri, Yunanlılar, Asuslular ve Sümerler’in de takı yapımının yanı sıra vazo, kase gibi eştalarda kullandıkları altını, tarihte ilk kez Mısırlılar para olarak kullanmışlardır. Altını alaşım olarak kullanan ve bunun yanı sıra takı işlemeciliğini bilen Mısırlılar, altını şerit levhalar halinde bölerek ilk kez para olarak kullanmışlardır. MÖ. 550 yıllarında Lidya Kralı Krezos, altını sikke olarak bastırmış ve böylece ticaret ilişkileri yükselmiştir. Şehirler zenginleşmiş ve dünyada yeni bir döneme girmiştir.

Türkler için de önemli bir değer olan altın, Türk uygarlıklarında çoğunlukla devleti ve hükümdarlığı temsil etmiştir. Altından kolye, yüzük ve küpe gibi objelerin yanı sıra savaş aletleri yapan Türklerin, altın eşya üretimi Müslümanlığı kabul ettikten sonra azalmıştır.

Roma döneminde devlet borçlarını ödenmesi için kullanılan, 1800’lü yıllarda büyük altına hücum hareketlerine sebep olan, daha sonra sanayide de kullanılmaya başlanan altın, yüzyıllarca süren serüvenin ardından önemini yitirmeden bugünlere kadar gelmiştir